top of page

HİSTERİDE "RAVAGE"

Güncelleme tarihi: 5 May

Psikanalitik bağlamda histeri ve histerik öznenin yapısı incelendiğinde, bu yapının temelinde bir kimlik ve varoluş sorusu yattığı görülür. Lacan'ın 1956 yılındaki Psikoz seminerinde belirttiği üzere, histeriğin temel sorusu "Bir kadın olmak nedir?" sorusudur. Öznenin kendisinde bu soruya verecek doğrudan bir cevap bulamaması histerik düğümün çekirdeğini oluşturur.


Kadın, kendi cinsiyetinin kimliğine erişme ve cinsel varoluşu konusunda yaşadığı bu dezavantajlı durumu, histeride bir avantaja dönüştürmenin yollarını arar; histerik özne, bu temel sorudan "erkeği oynayarak" kaçar ve bunu babasıyla kurduğu imgesel özdeşim sayesinde gerçekleştirir. Ancak bu imgesel özdeşimin ardında, annesiyle olan ilişkisinden köken alan devasa bir yıkım, yani "ravage" yatmaktadır.


Lacan, L'étourdit metninde Freud'un Oidipus kompleksi kuramını "ravage" kavramı üzerinden eleştirerek derinleştirir. Freudyen Oidipus kompleksi teorisi, kadının kastrasyonu bir başlangıç noktası olarak alması sebebiyle onu adeta "suda balık gibi" rahat bir pozisyonda konumlandırır. Ancak Lacan, bu kuramsal rahatlığın, kadının annesiyle kurduğu ilişkinin "çoğunlukla bir yıkım (ravage)" olduğu gerçeğiyle son derece acı verici bir tezat oluşturduğunu belirtir.


"Ravage", anne-kız ilişkisindeki bu yıkıcı ve talepkar dinamiği tanımlar. Kadın, bir kadın olarak kendi varoluşunu, beslenmesini ve kimlik inşasını babasından çok annesinden bekler. Baba, bu devasa yıkım (ravage) karşısında kızın anneden beklentilerine yanıt veremez ve bu şiddetli ilişkide ancak ikincil bir rolde kalır.


Histerik öznenin annesiyle olan bu yıkıcı (ravage) ilişkisinin izleri, bizzat psikanalitik tedavilerin tıkandığı noktalarda görülür. Freud'un histeriklerle yürüttüğü çalışmalarda karşılaştığı ve çoğu zaman tıkandığı son nokta “penis hasedi” olmuştur.


Lacan bu durumu, anneyle olan ravage üzerinden açıklar: Histeriğin analizinde gelinen bu son nokta, kız çocuğunun kendisini bir erkek çocuğu olarak yaratmadığı için annesini suçlamasıdır. Hayal kırıklığı ve engellenmişlik (frustration) anneye yöneltilir. Histeriğin annesiyle olan bu hesabı iki farklı eksene bölünür: Bir yanda, eylemden düşmüş olsa bile histerik söylemde pozisyonunu koruyan idealize edilmiş babanın hadım edilmesi  bulunur. Diğer yanda ise, öznenin mahrum bırakılmış olmanın getirdiği o jouissance üstlenmesi, yani yoksunluk yer alır.


Histerik özne, efendi gösterenine yabancılaşmış durumdadır; o, idealize edilmiş babanın arzu nesnesi sıfatıyla ondan ve sorulardan sıyrılır/kaçar. Anne ile yaşadığı yıkımdan sonra histeriğin söyleminde baba, sembolik bir takdirle ele alınır. Histerik, gösterdiği bu davranışlarla aslında "efendi söyleminin" jouissance ile olan gizli ilişkisini ve efendinin eksiğini ifşa eder.


Histerik öznenin arzusunu sürdürme biçimi, kendi eksiklik nesnesi olan konumunu korumasına bağlıdır. Histeriğin temel hakikati, arzulanmak için eksiklik nesnesi (objet a) olmak zorunda olmasıdır. Histerik, dili ve söylemi kendi etrafında şekillendirerek, jouissance konusunda neleri açığa çıkarabileceğini göstermek ister. Onun asıl derdi, efendinin söyleminde kendisinin (histeriğin) ne kadar "değerli bir nesne" haline geldiğini bilmesidir.


Ancak arzu, histeriğin dünyasında yalnızca tatminsizlik üzerinden var olabilir. Histerik, bir nesne olarak "kendini kaçırarak/gizleyerek" arzuyu sürekli bir tatminsizlik halinde tutar.

Histeriğin dünyasında babanın veya erkeğin konumu da oldukça paradoksaldır. Histerik net bir şekilde bir efendi ister. O, karşısındaki efendinin pek çok şeyi bilmesini talep eder, fakat aynı zamanda bu efendinin çok fazla şey bilmesini, kendisinin (histeriğin) bu bilginin "en üstün ödülü" olduğunu anlamasını istemez. Kısacası histeriğin nihai amacı, üzerinde hüküm sürebileceği bir efendi bulmaktır; bu denklemde histerik hüküm sürer, efendi ise yönetemez.


Özetle "Histeride ravage", kadının kadın olma sorusunun cevabını babasından ziyade annesinde araması, anneden beklenen bu "beslenmenin" ise özne üzerinde büyük bir yıkım (ravage) yaratmasıdır. Annesine yönelttiği "beni neden erkek yapmadın" şeklindeki yıkıcı suçlama, histeriğin babayla imgesel bir özdeşim kurarak "erkeği oynamasına" neden olur. Bu süreçte kadın paternal obje ile özdeşleşirken, erkek ise fallik gösterenle girdiği ilişki üzerinden kendi konumunu belirler. Öznenin kendisini değerli bir objet a konumuna yerleştirip tatminsizlik üzerinden kendi arzusunu koruduğu ve yönetecek bir efendi arayışına girdiği bu tablo, histerik yapının temel mekanizmalarını oluşturur.





KAYNAKÇA


Chatenay, G. (2021). La disjonction sexuelle.

Lacan, J. (1956-1957). Seminar IV: The Object Relation & Freudian Structures.

Lacan, J. (14 Temmuz 1972). L'étourdit.

Lacan, J. (12 Mayıs 1971). Lituraterre.

Lacan, J. (1953-1954). Les écrits techniques de Freud.

Lacan, J. (1978-1979). La topologie et le temps.

Lacan, J. (2006). The Seminar of Jacques Lacan: The Other Side of Psychoanalysis, Book XVII.

Lacan, J. Seminar 20 - Encore.

Lacan, J. (1960). Subversion du sujet.


 
 
 

Yorumlar


Randevu oluşturmak ve bilgi almak için aleynakalos@gmail.com e-mail adresinden ya da 05318201208 telefon numarasından iletişime geçebilirsiniz.

© 2024 Aleyna Kaloş. Tüm Hakları Saklıdır.

bottom of page